logo1.jpglogo2.jpg

25-07-1996’DA ÖLÜM ORUCUNDA ŞEHİT OLAN HÜSEYİN DEMİRCİOĞLU.

Hüseyin Demircioğlu bende 3 yaş büyüktü aynı köyde oturuyorduk,köyde kapı komşuyduk.

Kapılarımız gece gündüz bir birimize açıktı,ekmeğimizi suyumuzu paylaşırdık.

Aynı tasta ayran içerdik,aynı kapta yemek yerdik aynı tepside sîr yerdik yağlı olan tarafı herkes kendine doğru çekiyordu.

Kışın bizim oralarda çok kar yağardı,karda evler gürünmez olurdu bazen her tarafı kar oluyordu.

Damdan dama atlardık kar topu oynardık. Annelerimizin yaptıkları yemekleri paylaşırdık. Hüseyin Demircioğlu ilk okulu Bingöl’de Adaklı ilçesine bağlı eski adı Darebî köyünde okudu. Çocukluk yıllarımda tanıdığım için Hüseyin Demircioğlu’nda öncülük yetenekleri,yeğitliği,kavgacı kişiliği o dönemde kendini gösteriyordu.

Hüseyin köyde atılganlığıyla ,çevik ve harketli olduğu için bütün köy halkı ona dimêlkî Atêk diyordu. İlk okulu bitirdikten sonra Bingöl’de oturan amcası Ahmet Demircioğlu’nun yanında Ortaokula başladı. Ortaokulu bitirdikten sonra Bingöl’de Endüstri Meslek Okulu Lisesine başladı.´Bu okul faşistlerin yoğun olduğu bir okuldu,bu okulda hemen hemen her gün sol gürüşlü öğrencilerle faşistler arasında olaylar çıkıyordu. 

Hüseyin Dmircioğlu o dönemlerde faşistlere karşı en ön saflarda mücadele ediyordu. Faşistlere karşı bu dik duruşu ve mücadeleci tarzı okuldaki arkadaşları ona Deniz adını verdiler. Adının Deniz olmasının nedeni 1970 yıllarında Türkiye devrimci Önderlerinde Deniz Gezmiş’te esinlenerek arkadaşları adını verdi.

Atêk, Deniz, Hüseyin Demircioğlu 1976 yılında katıldığı devrimci mücadelesini bütün yaşamı boyunca kesintisiz sürdürdü. Bende 1979’da Bingöl Endüstri Meslek Okuluna başlayınca o dönemde bende önce bu okulda okuyan devrimcilerin faşistlere karşı nasıl mücadele etiklerini tarafsız olan öğrenciler şöyle anlatıyordu.

Bunlarda biri Atêk ,Deniz,Hüseyin Demircioğlu faşistlere karşı kavgalarda hep ön saflarda yer alan bir kişiliğe sahipti korku nedir bilmiyordu,cesaretli ve yeğitliğini anlatıyorlardı. Onlar benim Hüseyin Demircioğlu’yu tanıdığımı bilmiyorlardı. Daha sonra ailesi İstanbul’a göç etti.

12 Eylül faşist cuntada 1981’de İstanbul’da göz altına alınarak 45 gün insanlık dışı işkencelere maruz kaldı. Devrimci duruşu ve direniş kişiliği burada da ortaya koydu. Mahkemeye çıkarıldı,tutuklanarak cezaevine konuldu. Atêk,Deniz,Hüseyin Demircioğlu cezaevi direnişlerinde mücadelesini devam ettirdi. Hüseyin Demircioğlu cezaevinde kaldığı yıllarda okuma,araştırma,kişiliği daha çok gelişti. 1987’de tahliye olduktan sonra duraksamada devrimci mücadelesine devam etti, 1988’de Hüseyin’le İstanbul’da Küçükköyede oturan ailesinin evinde uzun bir süreden sonra birbirimizi gördük. Çok uzun bir süre cezaevleriyle ilgili sohpet ettik. Bende 12 Eylül’de iki yıl Elazığ Askeri cezaevinde kalmıştım. Buluşmamdan Hüseyin’in sohpetlerinde şunu anladım cezaevinde kaldığı yıllarda okuma ve araştırma kişiliği çok gelişmiş ve sorunlarla yaşamasını bilen sorunların karşısında of,kem etmeyen sorunlara devrmci bir tarza çözüm bulan bir kişiliğe sahipti.

Gerek siyasi ,gerekse örgütlülük konusunda bilgisi becerisi daha çok gelişmişti,cezaevinde  o okuduğunu ve Öğrendiklerini pratik yaşama nasıl geçmesi için yapamayacağı hiç bir işi başkasında istemem devrimci,sosyalist özelliklere gelmişti. Yeri geldiğinde sömürgeci Türk devletine karşı bir militandı.Yeri geldiğinde devrimci bir öncü olarak mücadelesini büyük bir sabır ve kararlılık,yaratıcılık özellikleriyle hep yaşamı boyunca öne çıktı.

1990 sürecinde ben İzmir’de Halkın Emek Partisi (HEP)çalışmalarını yapıyordum bazen Hüseyin İzmir’e gelince sohpet ediyorduk çalışmalarla ilgili gürüş alış verişinde bulunuyorduk. Halkın Emek Partisi (HEP) kapatıldı. Halkın Dmokrasi Partisi (DEP) döneminde Hüseyin İstanbul’da görüştük o dönemde bazı güçlerin birleşmesinde söz ediyordu. Bu konuda birliğin oluşması için çok yoğun bir çaba sarfediyordu. 1995 yılında gerçekleştirilen MLKP 1.parti  konferansında sonra Merkez Komite üyesi ve il komitesi sekreteri olarak Ankara’da çalışmalar gürütür. Aynı yıl örgütsel faliyetleri yürütürken Ankara’da göz altına alınır.

Bir hafta sömürgeci Türk devleti göz altında olduğunu kabul etmedi. Kamuoyunun baskısı sonucunda gözaltında olduğu kabul edildi. Vahşice işkencelere rağmen sömürgeci kolluk kuvetlerine ifade vermedi hiç bir şey de imzalamadı. Atêk,Deniz,Hüseyin Demircioğlu burada da devrimci onurlu,dik duruşunun geleneğini burada da devam ettirir.

Aynı yıl fasist Anayol hükmeti döneminde Adalet bakanlığına atanan faşist Mehmet Ağar’ın cezaevlerine yönelik gizli bir genelgeyle tutuklululara yönelik saldırılar başladı. Hücre tipi cezaevlreni karşı siyasi tutsaklar ölüm orucu eylemine başladı. Sömürgeci Türk devletinin amacı siyasi tutsakları birbirinde koparıp tecrit altında tutmak,kişiliksizleştirmek, teslim almak mücadele ruhunda düşürmekti.

Sömürgeci Türk devletin bu politikalarına karşı 1996’da siyasi tutsaklar destansı bir direniş bedenlerini ortaya koyarak 12 devrimciyi şehit verdiler. Bu destansı direnişlerinde biri gösterende Hüseyin Demircioğlu daha işkence yaraları sarılmadan o devrimci İnanç ve kararlılıkla en önde ben olmalıyım şiarıyla donanmış bir dava adamı devrimci kişiliği bir kez daha pratiğe geçirerek dik duruşu devrimci feda ruhu  inanç geleneğini sürdürdü.

Yoldaşları onun için diyorlarki kendini devrimcilere,yoldaşlarına siper etti,ama sadece bu yeterli değildir. Atêk,Deniz,Hüseyin Demircioğlu kendini bütün ezilenler için siper etti. Yaşamını bütün ezilenlere adadı, hemde duraksamadan.

Hüseyin Demircioğlu’nun şehit olduğunu duyunca İzmir’de İstanbula geldim o dönemde Halkın Demokrasi Partisi (HADEP)İzmir il yöneticiliğini yapıyordum. İstanbula  gelince Karaca Ahmet mezarlığında yoğun bir kitle toplanmıştı,Hüseyin Demircioğlu’nun ölüsü bile Sömürgeci Türk devletini korkutmuştu Polis kitlenin bir araya gelmemesi için olağan üstü bir güvenlik şeridi oluşturmuştu. Bütün bu baskı ve şiddete rağmen kitle Atêk,Deniz,Hüseyin Demircioğlu’ya yaraşır bir şekilde uğurladı.

O yaşamı boyunca inandığı davaya ezilenlere,devrim ve sosyalizim davasında hep önde çarpışarak yürüdü. Marksist felsefe kitlelerin yaşamak için dünya’yı değiştirmek için ihtiyaç duydukları bir felsefedir. Yoksa bir seçkinler zümresinin sırf vakit geçirmek amacıyla tartışmak ve tepeden buyruklar yağdırmak için gerek duyduğu bir felsefe değil. Devrimcilik koşullara denk düşen amacı geliştiren yani toplumun devrimci,demokratik gelişimi sağlayan yöntemleri uygulamaktır.

Bunun hangi yöntemleri olacağı koşullar belirler ,yoksa sert yöntemler her zaman devrimcidir,yumuşak yöntemler devrimci değildir,söylemler doğru değildir.´Önemli olan dönüşüme götürmektir. Hangi yöntem götürüyorsa bu doğru bir yöntemdir,devrimci bir yöntemdir. Atêk,Deniz,Hüseyin Demircioğlu’nun dördüncü adı’da ben vereyim. Ölümü gülerek karşılayan devrimci.

Karer’de devrime öncülük eden şahşiyetler çıkmıştır. Mehmet Karasungur PKK’nin kurucularından,aynı zamanda Kürdistan İşçi Partisi (PKK)nin adını veren önderdir. Kardeşi Haydar Karasungur PKK’nin Merkez komite üyesi. Hüseyin Demircioğlu MLKP’nin yöneticisi. Yaşamını ezilen halklara ve bizler için adayan bütün şehit olan devrimcileri saygıyla anıyorum.

 

Yaşar Dayanç - Hollanda.

Myspacei Paylaşın

 

Joomla templates by a4joomla