ShowcaseImage

Çok daraldım bu kış.. Evde duramadım kendimi sokağa attım. Her nedense kar yağmaz oldu bu sene. Ömrümüz azaldı. Ne geceler kısaldı ne de gündüzler..

Kendimi sokağa attım. Nankör kediler sarmıştı her bir yanı. Az biraz da sahiplerine sadık köpekler. Her yerde hüzün vardı. Her yer ayrılık vakti gibiydi. Sonra Şair in dedikleri düştü aklıma.." Pas tutmuş bir acı akıyor içime. Ben her ayrılık sonrası böyle oluyorum işte; zehirlenen bir sokak köpeği gibi, kimsesizliğimin en tenha yerine saklanıp, kendimi kusa kusa ölüyorum.Bir orman yanıyor içimde cayır cayır."

Çok daraldım bu kış. Yalnızlığım bana tercih değil, tecrit olmuştu. Kendime kafesten bir dünya yaratmıştım. Yaşadıklarımı düşündüm olmadı. Yaşattıklarımı düşündüm olmuyor. Biz derin yaraların çocuklarıyız daye. Geçen yıl zona olmuştum. Yüreğimde yaralar çıkmıştı.  Yaralarımın içinde bol miktarda 'keşke'ler vardı bir de yapmak isteyip de yapamadıklarım...

Çok daraldım bu kış. Başkalarının derdini dert eylemiştim. Başkasının acısına yanarken kendi acılarımı unutmuşum meğer. Hiç kimse bana yanmıyordu. Nedense önce yaraları saranlar unutuluyor bu dünyada. Yaraları açanlar ise bir ömür kalıyor..

Böyle giderse kar falan da yağmaz bu kış. Böyle giderse kış kışlığını yapmaz ama puşt puştluğunu yapmaya devam edecek.

Çok daraldım bu kış. Yüreğim yangın yeri gibiydi. Kendimi sokağa attım. "En leylim gecede ölesim tutmuştu" Hava soğuktu. Sokak karanlıktı, sokak acımasızdı. Ne sen vardın ne de olma ihtimalin. Artık hiç kimse babam gibi sarılmıyordu. Kimse annem gibi kokmuyordu. Yalnızlığımın en tenha yerinde  kendi kendime sarılmıştım. Sımsıcak evlerine gidenlerin  bana bakışları hoyrat ve zalımdı. Ve ben hala başkalarının derdini kendime dert eylerim.Ben hala o buz kesilen gecelerin sokağında yaşıyorum...

Mustafa Kılıçgedik