ShowcaseImage

Acılı bakışlarını kaçırma benden daye...Berbat bir hayatın içinden çıkıp geldiğimiz her halimizden belli oluyor. Biz niye böyleyiz dayka mın,yağmur yüreklim. Niye böyle olduk? Oysa kendi topraklarımızda duru bir su gibi akardık. Her şeyi çok sıradan yaşıyorduk.Her şey çok tanıdık geliyordu bize. Hepimizin yüreğinde derin yaralar açılmıştı. Herkesi aynı dilde severdik. Aynı dilde  güler,aynı dilde ağlardık. Sanki tüm şarkıları Mem Ararat söylüyordu. Her kadın aynı bakıyordu. Her çocuk aynı seviliyordu. Bağlamanın telleri hep "cemalım cemalım algın cemalım" çalıyordu. Ben hep aynı yollardan geçiyordum. Herkes bana aynı bakıyordu.

Her gün bin defa ağız dolusu küfrettim. Kasıklarım ağırdı.Mideme kramplar girdi. Kendime kızdım.İçtim içtim kendime kustum. Yaşadıklarıma kızdım, yaşattıklarıma kızdım.Bu rezil hayatın yükü niye böyle ağırdır daye? Dizlerimden derman kalmadı.Omuzlarım ağrıyor. Her şey çok fazla gelmişti bana. Taşıyamadım. Altında kaldım. Durduğum yerde öylece çöktüm. Bir gören olmadı beni. Bir soran,,elimden tutup kaldıran olmadı.

Bir keresinde "Neden böyle oluyor dotmam" demiştim. Niye hiç birimiz bayram tadında yaşayamadık berğamın? Sormuştum. Sorgulamıştım.Cevap veren olmamıştı. Ne adam gibi doya doya mutlu ettik. Ne adam gibi yana yana sevdalandık. Ne adam gibi bayramlarımız oldu. Bir ömür geçti gitti.Bu yaşa kadar hiç eğlence partisi düzenlemedik.Hiç kutlama yapmadık. İyi bir anımız,iyi bir günümüz, iyi bir senemiz parmak sayısını geçmiyordu. Ne çok çığlık attık. Ne çok öldük. Ne çok ağıt yaktık. Ne çok küfrettik.Ne çok hastalandık. Ne çok kavuşamadık. Kocaman ayrılıklar yaşadık ama kocaman sarılamadık birbirimize.

Her gün bin defa kendimi sordum. Kimdim ben, kimin kimsesiyim? Hiç kimse miyim yoksa. Bunu ilk defa tansiyon meredi yüzünden bayılıp yere düşünce anlamıştım. Gözlerimi açtığımda başımdaki teyze; "Sana ne oldu kardeş,,Kimin kimsen yok mu" demişti. Bu söz bana çok dokunmuştu. Öyle ya...Kimim kimsem yok muydu gerçekten. İlk defa sendeleyerek yere çakılmıştım.İlk defa dibe vurmuştum. Benim kıyametim o gün kopmuştu. O anda bütün kimlikleri yakasım gelmişti. Bütün "keşke"leri de. Öylece annemden doğduğum ilk gün gibi üryan, adım eşkalim bilinmeden ölmek istemiştim.

Sonra kendime geldim. Ben niye böyle oluyorum anne. Niye burada yaşıyorum? Niye orada doğdum? O güne lanet okudum. Her gün bin defa öldüm, bin defa dirildim. Çevreme baktım.Dünyaya baktım. Kitaplara baktım.Sordum, soruşturdum bir anlam veremedim.                                                                                                                                          

Bazen konuşamıyorum bile. İçimden geldiği gibi yazamıyorum bile. Duygularıma gem vuruyorum. Fikirlerimi cezalandırıyorum. Prangalar vuruyorum tufan kopartan yanık yüreğime. Korkuyorum.  Allah'tan korkuyorum. Polisten korkuyorum. Devletten korkuyorum. Sonra boğulmaktan korkuyorum. Kelimeler boğazıma takılıveriyor düğüm düğüm,çığlık çığlık... Soluksuz kalıyorum. Her nefes alışta bir daha boğuluyorum. Sonra tekrar diriliyorum.

Ne edem anne. Ben böyleyim işte. Hep olmayacak şeyler düşlerim. Gün boyu gölgemle kavga ederim. Terliyken soğuk su içerim. Mermiye kafa tutarım.. Böyle garip garip hallerim vardır benim. Kim bilir, belki  başka bir yerde,başka bir zaman diliminde, bana ait başka bir hayat vardı. Belki de yanlış bir  yerde doğurdun beni. Belki payıma düşen bu değildi. Ve ben sadece hakkım olanı istiyorum. Hepsi bu..                                                                                      

Mustafa KILIÇGEDİK