ShowcaseImage

Tarihi tam olarak bilinmiyor. Anlatılanlara bakılırsa 1900′lü yılların başı… Mikail Ağa Darebi köyünde Küçük Ağanın akrabasıdır.Ailesinin tek erkek evladıdır. Çocukluğumda hatırlıyorum, Sonbahar’ın insanlar birazcıkta olsa bütçelerine ekonomık katkı sağlamak için dağlara, Kitre (Gevenden elde edilen bir zamk ) toplamaya çıkarlardı.

İşte bir sonbahar mevsimi kitreler toplanmış, toplanan kitrenin pazarlanması için köylüler Kervan oluşturup, Erzuruma doğru yolla koyuluyorlar. Erzurum yöresinde Kitreyi satıp yıllık ihtiyaçlarını (özellikle tuz) aldıktan sonra kervan geri dönmeye başlıyor. Kervanın lideri Mikail Ağa dır…

Mikail Ağanın güzel bir tüfeği varmış, Tüfek hayvanların sırtında yollarına devam ediyorlar. Diğer taraftan Sancak tarafında Vartolu (Sabrı Bey ) 10 silahlı adamıyla Sağyan da mola veriyorlar. Selim Ağanın (Tandoğanlar ) misafiri oluyorlar. Dinlendikten sora kalkıp yollarına devam ediyorlar. Bazo çayırında (Cunan köyüne yakın ) Sabri bey, Mikail Ağaya rastlıyor. Sabri bey bakıyor hayvanın sırtında güzel bir tüfek var. Gayet kendinden emin bir ifade ile; “lav vı tıfınge mıra verinin” Tüfeği istiyor..

Mikail ağa da: ''Sabrı bey sizde en az bizim kadar bilirsınız ki Tüfek namustur, verilmez'' diyor.

 Sabrı bey: ''Oğlum bak biz 10 silahlı insanız, sana yazık seni öldürüp silahı alabiliriz, yazık sana''.

Mikail ağa hayvanın sırtında tüfeğini alarak sırtını arkasındaki uçuruma veriyor. Sabrı bey, küçümseyen hareketlerle Mikail ağayı dürtükleyerek tüfeği almak istiyor. Bu dürtükleme esnasında Mikail ağa uçurumun başına kadar gelmiştır. Bu noktadan sonra Mikail ağanın yapacak bir şeyi kalmamıştır. Ya ateş edecektir veya tüfeği verecektir. Kürtçe; "benim tüfeğimi ananın elindeki tespih mi zan ettin" diyerek tüfeğini ateşliyor ve kendini uçuruma bırakıyor. Sabri Bey ağır yaralandığı için attan düşerken sürükleniyor. Sabri Beyin en nişancı adamı ateş ediyor. Mermi Mikail Ağanın fesini sıyırarak geçiyor. Mikail ağa gece karanlığında Kayık köyünde Aliye Usuf un evine gidiyor. Sabrı bey de yaralı olarak akşam Aliye Usuf un evine gidiyor. Gece Mikail ağayı gizlice dışarı çıkarıyorlar.

 Mikail ağa Karer e dönüyor..

 Sabrı beyi Kerkerut (Vartoda kendi köyü) köyüne götürülürken yolda kan kaybından dolayı ölüyor. Karer de o dönem yönetim Küçük Ağa nın insiyatifindedir. Küçük Ağa ile Mikail ağanın araları bozukmuş. Kan davasının mutlaka temizlenmesi gerekiyor. Mikail ağa babası ve birkaç akrabasıyla kan davasını temizlemek için Kerkerut’a doğru yola çıkıyorlar. Varto da Selim’e ağanın evine misafir oluyorlar. Selim ağayi da alarak yolarına devam ediyorlar. Sabahleyin Kerkerut' ta Sabrı nın kardeşi İsmail beyin evinde atlarının gemlerini atın üstüne atıp İsmail beyin odasına giriyorlar. Silahlarını arkalarına asarak oturuyorlar. İsmail bey konuşmadığı gibi ilgilenmiyor da.

Bu geliş aşirete yayılıyor ve aşiret toplanıyor.

 Selim ağa İsmaile seslenerek: ‘’ İsmail ağa sen niye konuşmuyorsun, misafir olarak evine geldik..’’

 İsmail ağa: ‘’Selim ağa ben ne konuşayım ki. Bunların hepsini öldürsemde bunlar ölen kardeşimi geri getirmez.’’

Selim ağa : ‘’İsmail ağa bizi lafla, sözle öldürme, bizi erkekçe öldür. ‘’

İsmail bey kardeşi Hasan beyi çağırıyor.

-”oğlum ben size söyledim, elinizi her deliğe sokmayın. Akrep var. Yılan var. Çayan var. Dedim mi demedim mi. Benim lafımı dinlemediniz. Siz gittiniz Karer de yemek yediniz, gelip kervanın yolunu kestiniz, sizlerden daha babayiğitler var…

Hasan bey diyor ki; ‘’Aşiret işi olmuş gitmiş.’’ Orada annelerini çağırıyorlar. Anneleri gelip,üst köşede oturuyor. Mikail ağa kefenini alarak İsmail ağanın önüne başını koyuyor. Anneleri Mikail ağayı yanına oturtarak, ‘’sen de oğlum gibi babayiğitsin, ondan aşağı olsaydın daha çok kahrolurdum. Sabrı gitmiş, sende benim bir oğlumsun’’ diyerek affediyor.

Daha sonra Mikail ağa bunlarla kirvelik yapıyor. İsmail bey daha sonraları Mikail ağanın evine geliyor. Mikail ağa taslara altın koyarak önlerine bırakıyor.

İsmail bey: ‘’ biz altın istemiyoruz, Sabrı yı vurduğunuz tüfeği verin.’’ diyor Mikail bir tüfek veriyor. Dava böylelikle kapanıyor.

 17.08.1982 tarihinde babamdan dinledim. Karerin geçmişiyle ilgili hiçbir bilgi,belge anlatım yoktur.Yanlış veya doğru; duyduklarımızı anlatırsak,belki ufak bir kırıntı olsa dahı yazılan yazılara katkı sunanlar olacaktır. Karer in geçmiş tarihini araştırmak beni hayda hay aşıyor. Karerin yazılı bir tarihi var mi yokmu bilmiyorum. Benim bildiğim yoktur. Günümüze kadar gelenlerde sözlü anlatımlardır.

Bu olayı birkaç kişiden dinledim. Öz olarak aynı ama teferruat olarak farklılıklar var. Ama esas olarak anlatılanlar doğrudur. Çünkü yazılı tarih olmasa bile o tarihe tanıklık eden herkes bu şekilde anlatmıştır...Hikayeyi bir bütün olarak ele alan sayın Ekrem Güreş' e çalışmalarından dolayı teşekkür ediyoruz.

Üç Anektod:

1- Dedemin iri-yarı, babayiğit biri olması ölenin annesi için bir teselli oluyor ve onu affetmesini sağlıyor.

2.Barış sağlandıktan sonra misafirlere tabaklar içinde incir ikram edilir. Dedem, zehirli olabilir endişesiyle hemen yemiyor. Bunu his eden anne önce kendisi yiyor.

3-Yıllar sonra Sabri Bey'in çocukları intikam almak için Karer'e gelip araştırma yaparlar. Mikail Ağanın öldüğünü ve bir tek çocuğu (Zeynel-ı Mikalağa) olduğunu, ayrıca Xormek aşiretinin gücünü öğrenince bundan vazgeçiyorlar.

Saygılarımla.

Mustafa KILIÇGEDİK

Not: Bu olayı araştıran sayın Ekrem Güreş'e teşekkür ederiz.