ShowcaseImage

Ülkemizde kadınlara, hayvanlara ve çoculara yönelik tecavüzler eskiden de vardı. Ancak 16 yıllık RTE-AKP Hükümeti döneminde korkunç derecede arttı. Eskide kadınlara tecavüz edilip katledillirken, şimdi çocuklar ve hayvanlar da yaygın şekilde tecavüzlere uğrayıp katledilmektedir.

AKP Hükümeti döneminde yaşanan bu olayları tek tek yazmayacağım. Sadece yaygın olarak yaşanan bu olayların nedenini ve sorumlularını gösteren bazı olayları yazacağım. Çünkü olayların nedenini ve sorumlularını ortaya koymadan sağlıklı bir yargılama yapamayız. Sorunları çözemeyiz.

14 Yaşındaki Kıza Tecavüz Eden Hüseyin Üzmez

14 yaşındaki kız (B.Ç.) ile evlenen ve kamuoyunun tepkisi nedeniyle 2008 de göstermelik yargılanan Hüseyin Üzmez'i, Türkiye kamuoyu iyi tanır. Kendisi AKP ve devamcısı olduğu partilere, Fetullah Gülen Örgütü ve MHP ile yakın ilişkisi olan biriydi. Turgut Özal hükümeti döneminde, Sağlık Bakanı Mehmet Aydın'ın özel danışmanıydı. Çeşitli dönemlerde çeşitli gazetelerde yazdı. En son Vakit Gazetesi'nde köşe yazarlığı yapan Hüseyin Üzmez, tüm yazılarında din, iman, iyi ahlak, vatan ve millet olgularını işleyenlerdendi.

2003 yılında kendisi 72 yaşında iken, Bursa Mudanya'da, kendisinden 50 yaş küçük Ayşe Yılmaz (22) ile evlendi. Burda sevgiye dayalı bir ilişki yoktu. İnsanların mağduriyeti kulanıldı. Parayla torunu yaşındaki kızın bedenini ve ruhunu satın aldı. Bu ahlaksızlık, onursuzluk ve vicdansızlıktır. Gerici faşist Hüseyin Üzmez, daha sonra Bursa'da 14 yaşındaki kız çocuğu ile evlendi. Bu nedenle 2008'de kamuoyunun tepkisi üzerine göstermelik yargılandı. Kamuoyu'nun tepkilerine rağmen 2014'te serbest bırakıldı. Bir süre sonra 83 yaşında öldü.

Din Tüccarı Sapık Cübbeli Ahmet Hoca (Ahmet Mahmut Ünlü)

Cübeli Ahmet Hoca, Aralık 2011'de yurtdışından getirdikleri kadınları alıkoyup fuhuş yaptırmaktan tutuklandı. Her vaazında, cinsel sapıklıklarını ve şarlatanlıklarını sergilemektedir. Ekim 2006'da Sabah Gezetesi'nde yayınlanan röportajında: “Kızlar 7 yaşını geçti mi, kendimizi sakınıyoruz. 11-12 yaşındaki kızımı bile öpmüyorum“ demişti. Daha sonra sosyal medya paylaşımlarnda, kızını dizine oturtmaktan tahrik olduğunu, bu nedenle kucağına almadığını söylemişti.

Ensar Vakfı'nda çocuklara yönelik tecavüzlere tepkilerin yükseldiği dönemde, Cübbel: “İslamda küçük çocuklarla olan cinsi münasebetlere bademleme denir. Ama ateistler buna taciz ve hatta tecavüz der. Halbuki bunun İslamda yeri vardır“ dedi.

Operasyonlarda, İşkencehanelerede ve Hapishanelerde Yaşanan Tecavüzler

Operasyonlarda ve işkencehanelerde polislerin ve askerlerin kadınlara ve zaman zaman erkeklere dahi tecavüzleri eskiden de bu günde süren bir durumdur. En kötü olanı da devlet denetiminde tutsak çocuklara yönelik işkenceler ve tecavüzlerdir. Büyük ve çocuk adli tutsaklar arasında yaşanan baskılar, işkence ve tecavüzler hep devlet tarafından göz yumulan ve teşvik edilen bir durumdur. Mafya ve tecavüz davalarından tutuklu olanların bunları yapmalarına göz yumarak bunlar aracılığıyla tutsakları boyunduruk altına alıyor.

2012 yılında Pozantı Çocuk Cezaevi'nde ortaya çıkarılan işkence ve tecavüz olayları, kamuoyunda geniş tepki yarattı. Pozantı Çocuk Cezaevi'de, Ceyhan M Tipi Kapalı Cezaevi Çocuk Koğuşu'nda, İzmir Çocuk ve Gençlik Şakran Kapalı Cezaevi'nde ve Antalya L Tipi Cezaevi Çocuk Koğuşu'nda yaşananlar ilk değildi. İlk olmadığı gibi son da olmadı.

DİHA (Dicle Haber Ajansı) Muhabiri Zeynep Kuriş'in 25 Şubat 2012'de geçtiği bir haber, hapsihanelerde işkenceye ve tecavüze uğrayan çocukları ülke gündemine soktu. Mağdur çocuklardan H.G., Y.S., E.K., H.B., H.Ç., M.D. ve Ö.K.'nin tahliye olup yaşadıklarını İHD Mersin Şubesi'ne anlatmasıyla durum ortaya çıktı. Böylece başka mağdur çocukların da yaşadıklarını anlatmalarının önünü açtılar bu çocuklar.

İHD, bazı DKÖ'ler, BDP ve CHP milletvekillerinin müdahalesiyle çocukların çığlığı duyulabildi. Devlet hesap verip suçluları cezalandırma yerine, tahliye olup bu vahşetleri kamuoyuna yansıtan mağdur çocukları yeniden uydurma gerekçelerle tutuklamaya başladı. Pozantı'da tutuklu olanları ve yeniden tutukladıklarını Sincan Cezaevi'ne ve başka hapishanelere sürgün etti. Oralarda tek kişilik hücrelere attı.

İşkence, taciz ve tecavüz nedeniyle bazı çocuklar intiharın eşiğine geldi. Bir tanesi, “Defalarca intihar etmek istedim. Hep annem aklıma gelince vazgeçtim“ dedi. Tekrar tutuklananlardan biri de psikolojik tedavi gören T.T. Isimli çocuktu. Tekrar tutuklanıp Kürkçüler F Tipi Kapalı Cezaevi'ne konulan T.T., burda kendisini asarak intihar girişiminde bulundu. B.E. Isimli çocuk ise, Adana'da amcası Ferhan Erol'un evine giderek kendisini dördüncü kattan attı. Ağır yaralanan B.E., tedavi altına alındı. Yeniden tutuklanmak istenen çocuklardan biri evden kaçarak PKK'ye katıldı. Skandalı ortaya çıkaran İHD Mersin Şubesi Başkanı Ali Tanrıverdi, gazetecilerden Zeynep Kuriş ve Ferhat Arslan, kısa süre sonra devletin mahremiyetini (suçunu) deşifre etiler diye tutuklandılar. Sadece toplumsal olaylarda kendilerine saldıran askerlere ve polislere taş atan bu çocukları uzun süre içerde tuttular. 4 tanesi de devlet malına zarar vermekten müebetle yargılandı.

Bu çocuklara işkence yapıp tacizde bulunan, sonra da mafyacıların ve tecavüzcülerin içine atıp, “Bunlar teröristtir gereğini yapın“ ya da “Bunlar iyi çocuklardır. Bunlara iyi muamele yapın“ diyenlere ceza verilmedi. Tüm bu yaşananları teşvik eden ve göz yuman hapishane yöneticileri terfi ile ödüllendirildi. Çünkü onların yaptıkları, devlet politikalarından bazılarıydı.

13 Yaşındaki Mardinli Kız N.Ç.'ye Tecavüz Olayı

Mardinli kız N.Ç., 2002 yılında 13 yaşındaydı. Aralarında Kaymakamlık Yazı İşleri Müdürü, bir yüzbaşı, muhtar ve korucuların da bulunduğu 26 kişinin sistemli tecavüzüne uğradı. 2003'te Adana Kiz Yetiştirme Yurdu'na yerleştirilen kız, burdan kaçarak İstanbul İHD Şubesi'ne sığındı. İHD üyesi Av. Eren Keskin ve Av. Leman Yurtsever kızın davasını üstlendi.

Tecavüzlerden dolayı bedeni ve psikolojisi ağır hasar gören zavalı kız, oturmakta zorlanıyordu. İHD'nin desteğiyle psikolojik tedavi görüp 4 kez ameliyat oldu. Yoğun ve zorlu bir çabadan sonra yeniden yaşama tutunması sağlandı.

Davası 9 yıl sürdü. En son 2011'de Yargıtay skandal kararını verdi. Büyük travmalar yaşayan 13 yaşındaki kızın, kendi rızasıyla tecavüzcülerle birlikte olduğuna karar verip tecavüzcüleri korudu. Çünkü tecavüzcüler arasında, devletin mensupları vardı. Çocuk yaştaki kız kendi rızasıyla bu tecavüzcüleriyle birlikte oldu diyerek bu tecavüzcülere en alt sınırdan göstermelik bir ceza verdiler. Diyelimki 18 yaşından küçük bir kız tecavüzcülere evet dese bile bu tecavüzcüleri aklamaz ve tacavüzleri meşrulaştırmaz. Çünkü Türkiye'nin de imzaladığı Uluslararası anlaşmalara göre, 18 yaşından küçükler çocuktur ve kendi başlarına verdikleri kararlar geçerli kabul edilmez. Avrupa'da 18 yaşın altındaki kişiler, kendi ısrarları sonucu kendilerinden büyük biriyle cinsel ilişkiye girseler ya da büyüklerden sigara alsalar bile büyükler ceza alırlar. Bu karar, vicdansız ve sapık tecavüzcülere cesaret vermektedir. Yeni tecavüzcüler ve acılı mağdurlar yaratmaktadır. Son dönemlerde çocuklara ve hayvanlara tecavüz edip katleden, bu eğitim sisteminin ve yargı kararlarının sonucudur. Mahkemenin davayı skandal şekilde kapatması üzerine, N.Ç., dönemin Adalet Bakanı Cemil Çiçek'e bir mektup gönderdi. “Benim yerimde sizin kızınız olsaydı ne yapardınız?“ diye sordu. Herkes bu soruyu kendisine yönelterek hareket etmelidir.

2009'da 17 Yaşındaki Diyarbakırlı Kız Z.M. 6 Kişinin Tecavüzüne Uğradı

17 yaşındaki Diyarbakırlı Z.M., bir korucu olan Fuat M.'nin kızıydı. Diyarbakır'ın Eğil İlçesi Baxşîya (Bahşiler) köyünde yaşıyordu. 2009 yılında 3'ü korucu 6 kişinin tecavüzüne uğradı. Tehdit ve şantajlarla sistemli olarak tecavüz edildi. Kız hamile kalınca olay ortaya çıktı.

Yargıya taşınan tecavüz olayında, 6 tecavüzcü hakkında 12.5'er yıl hapis istendi. Kızı arabasına alıp tecavüz etmek üzere taciz eden, babasını koruculuktan atmakla tehdit eden Jandarma Karakol Komutanı Astsubay M.Y. Hakkında, 2.5 yıl hapis istendi. Ancak daha sonra, kız sesini çıkarmadı ve kimseye söylemedi diye, kendi rızasıyla bu kişilerle birlikte oldu yönünde karar verilerek tecavüzcülere ceza indirimi yapıldı. Karakol komutanına ise, iyi halden beraat kararı verildi.

6 Uzman Çavuş ve 1 Sivil 11 Yaşındaki Kıza Tecavüz Etti

2011 yılında Bingöl'ün Solhan İlçesi'ne bağlı Hazarşah Köyü'nde, 11 yaşındaki kız çocuğu E.A., bir uzman çavuş tarafından kaçırılarak tecavüz edildi. Sonra başka uzman çavuşlar ve bir sivil, tehditlerle kıza tecavüz ettiler. 2 yıl boyunca tecavüz edilen kız, 13-14 yaşına girince olay ortaya çıktı. Küçük kıza 2 yıl boyunca tecavüz edenler Yusuf A., İlker Y., Mustafa T., Mevlüt K., Serdal K. ve Hakkı isimli 6 uzman çavuş ve bir sivildi. Yargı yine tecavüzlere iyi hal indirimi yaparak, bir süre sonra tecavüzcüleri serbest bıraktı.

Mardin'de Yurt Müdürü ve Kuran-İlmihal Hocası Erkek Çocuklara Tecavüz Etti

2012'de Mardin'in Midyad İlçesi'nde, bir okulun erkek öğrenci yurdunda Yurt Müdürü ve aynı zamanda Kuran ve İlmihal Hocası H.K., erkek öğrencilere tecavüz sakandalıyla gündeme girdi.

Yurt Müdürü H.K., 4 ay boyunca yurtta kalan 14 yaşındaki erkek öğrenci A.'ya tecavüz etti. Kasım 2012 yılında, bir gece çocuğun gözüne el feneri tutarak uyandırdı. Odasına götürdü. Tecavüz etikten sonra gırtlağını sıktı. “Eğer birine söylersen seni öldürürüm. Nereye gitsen seni bulurum“ diyerek tehdit etti. 2 kez sopayla çocuğu dövdü.

Çocuk yaşadıklarını bir arkadaşına anlatmış. O arkadaşı da hocanın kendisini de taciz etiğini ama tepki gösterip tecavüz etmesine fırsat vermediğini söylemiş. Sonra bu arkadaşı, onun yaşadıklarını diğer çocuklara anlatmış. Diğer çocukların dolaylı anlatımlarında, yurt müdürünün kendilerine yönelik tacizlerde bulunduğu anlaşımasına rağmen, kendilerini koruma duygusuyla inkar edip tecavüze uğrayan A.'yı alaya almışlar.

Zavalı çocuk hem yaşadığı tecavüz ve dayaktan dolayı hem de arkadaşlarınca alaya alınmasından dolayı 21 gün okula gidemedi. 21 gün devamsızlıktan dolayı, okuldan A.'nın Şırnak'taki ailesine mektup gönderildi. Önce babası geldi ama çocuk yaşadıklarını anlatamadı. Sonra gelen annesine de anlatamadı. Durumdan şüphelenen annesinin ısrarlı çabasıyla, çocuk ağlayarak yaşananları annesine anlattı. Aile hemen yargıya başvurdu. Doktorlar tevcavüzü belgelemesine rağmen, yargı, mekan ve çarşaflarda tecavüzcünün ve çocuğun DNA'sı için araştırma yaptırmadı. Yargı sürecinde mahkemeye tanık olarak gelen öğrenciler, mağdur çocuğu doğrulayıp tecavüzcü yurt yöneticisinin sürekli telefonunda porno filmler izlediğini söylemelerine rağmen, cep telefonuna incelenmek üzere el konulmadı.

Van'da 17 Yaşındaki Kıza Korucu ve AKP'li Olmak Üzere Onlarca Kişi Tecavüz Etti

2007 yılında Van'ın Bahçesaray İlçesi Önlüce (Mezra Şêxan) Köyü'nden 17 yaşındaki N.Y., onlarca kişinin tehdit, taciz ve tecavüzlerine uğradı. N.Y.'nin ailesi köyün üst tarafında ve biraz dışında oturuyordu. Bir gün annesi ve babası köye inerken, akrabası ve korucubaşı Kerem Yıldız eve geldi. Kıza saldırıp tecavüz etti. Ölümle tehdit edip kimseye söylememesini söyledi. Daha sonra yine N.Y.'nin annesinin ve babasının evde olmadığı bir gün, korucubaşı Kerem Yıldız tekrar eve geldi. N.Y.'nin küçük kızkardeşini bir bahaneyle köye gönderdi. Yine N.Y'ye tecavüz etti. Ardından, “Seninle işim bitti. Sıra senin kızkardeşinde“ dedi.

Korucu Kerem Yıldız, ilçe merkezinde çevresine kızı fahişe diye lanse etti. Kızı, tanımadığı Kemal Seyhan isimli kişinin hedefi haline getirdi. Kemal Seyhan ve kıza tecavüz etmek için telefonla aradığı kişiler, bıçak tehditleriyle kızı götürdükleri yerde tecavüz etiler.
N.Y. ve ailenin bazı bireyleri, dönemin AKP Bahçesaray Belediye Başkanı Naci Orhan'ın evinde çalışıyorlardı. Naci Orhan, AKP Milletvekili Gülşen Orhan'ın babasıdır. N.Y.'nin tecavüzlere uğradığını öğrenen AKP'li Belediye Başkanı'nın oğlu Numan Orhan da kızı tehdit ederek taciz ve tecavüz etti. Sonra Naci Orhan'ın diğer oğulları ve bazı akrabaları olmak üzere, ilçedeki onlarca kişi kıza taciz ve tecavüzlerde bulundu.

N.Y. hamile kalınca, kendisi ve diğer aile bireyleri işten çıkarıldılar. N.Y. köyden ve ilçeden ayrıldı. Van'daki akrabalarına sığınarak psikolojik tedavi gördü. Tecavüzcüler ve tacizciler hakkında dava açtı. 70 kişinin ismini verdi. Ancak sadece 34 kişinin ismi dosyaya konuldu. Kendisine tecavüz eden onlarca kişinin ismini verdi ancak sadece çocuğun babasının tespiti için, 4 kişinin DNA'sı alındı. Onlar da çocuğun babası olma ihtimali düşük olanlardı. Böylece çocuğun babası tespit edilemedi deyip davayı kapattılar.

Yargı tecavüzcüler hakkında beraat kararı verirken, kızın akrabaları da kız hakkında ölüm kararı verdiler. Kızı öldürme görevi verilen genç akrabası, kızı uyararak kaçmasını sağladı. Kendisi de memleketini terk etti.

2010'da Van'ın Erciş İlçesi'nde Zabıtanın ve Polislerin Şantaj ve Tecvüzü

Mayıs 2010'da Van'ın Erciş İlçesi'nde, bir vatandaşın bulduğu bir Flash Disk bir tecavüz skandalını açığa çıkardı. AKP'li Erciş Belediyesi'nde görevli zabıta Ömer Aslaner, Erciş Kız Ticaret Meslek Lisesi'nde okuyan 15 yaşındaki bir kızın çıplak görüntülerini bu diske kaydedip şantaj olarak kulanıyordu. Konuyla ilgili dava açıldı. Ömer Aslaner'in sürekli kıza tecavüz etiği ve aralarında 4 polisin de bulunduğu 15 kişiye para karşılığında sattığı ortaya çıktı.

Olayın ortaya çıkmasıyla okulun öğrencileri, Ömer Aslaner'in sürekli telsizli kişilerle birlikte okul çevresinde dolaştığını, onları gören kızların korkup içeri kaçtığını söylediler. Başka kızların da benzer şekilde mağdur edildiğini ve detaylı araştırma yapılması gerektiğini belirttiler. Ancak detaylı araştırma yapılmadı. Erciş Cumhuriyet Savcılığı dosyada gizlilik kararı aldı. 4 polis hakkında ise işlem yapmadı.

Siirt'te İlkokul Çağındaki 7 Kız Öğrenciye Yüzlerce Kişi Tecavüz Etti

Nisan 2010 yılinda Siirt'e, 2'si kardeş olmak üzere 7 ilkokul öğrencisi, bir yıl boyunca yüzlerce kişinin tecavüzüne uğradı. İlköğretim ögrencisi 14 yaşındaki H.T. ve 16 yaşındaki ablası S.T., 2009'da okulu brakarak kendilerine tecavüz edenlere yönelik şikayetlerde bulunmasıyla olay ortaya çıktı. Bu ne ilkti ne de son oldu.

Bu vicdansız ve ahlaksız tecavüzcülerin arasında askerler, polisler, memurlar ve şeyhler de vardı. Bu yüzlerce tecavüzcü içinde sadece 23'ü tutuklu 13'ü de tutuksuz olmak üzere 36 kişi yargılandı. Bu yargılananlar arasında asker, polis, devletin önemli memurları ve unsurları yine yer almadı. Bu tutuklananlardan bir kısmı kısa süre sonra serbest bırakıldı. En son19 kişinin yargılandığı davada, aileler şikayetlerini geri çeksinler diye tehdit edildiler. Bu nedenle bir aile korkudan şikayetini geri çekti. Bu durumda, diğer tecavüzcülerden tutuklu olanların da kısa süre sonra bırakılmaları kaçınılmaz.

AKP'nin Ensar Vakfı Tecavüzleri

2012-2015 yılları arasında Karaman'da, Ensar Vakfı'na ve Karaman Anadolu İmam Hatip Lisesi Mezunları Derneği'ne ait evlerde kalan 9-10 yaşlarında 45 erkek çocuk taciz ve tecavüze uğradı. Bir çocuk okula gitmek istemeyince ablası alıp psikologa götürdü. Çocuk, okulda kendilerine hayvanların çiftleşme videoları izletildiğini söylemesiyle olaylar ortaya çıktı. Karaman'da çocuklara bu görüntüleri izleten, 54 yaşındaki Ensar Vakfı yöneticisi ve öğretmeni Muharrem Büyüktürk'tü. Muharrem Büyüktürk ve bazı yöneticiler hakkında çocuklara müstehcen görüntüler izletmekten, taciz ve tecavüzden dava açıldı.

Kamuoyunda bu ahlaksızlığa ve vicdansızlığa yoğun tepkiler oluştu. Ensar Vakfı ve benzeri yapılar bizzat AKP kurmayları tarafından kuruldukları için, iktidarda olan AKP bir yandan halkın öfkesini yatıştırmak için göstermelik bir yargılamaya giderken diğer taraftan bu yapıları savunan ve tecavüzleri normal bir şey gibi gösteren açıklamalar yaptılar. Ensar Vakfı'nı savunan AKP'li bakan ve yöneticilerden şok edici açıklama, dönemin Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu'ndan geldi. Ramazanoğlu, Ensar Vakfı'nı övüp çok iyi şeyler yaptığını söyledi. Bu taciz ve tecavüz olaylarının bir kere yaşanmış olduğunu ve bunun Ensar Vakfı'nı karalama aracı yapılamayacağını belirtti. Oysa Ensar Vakfı ve benzeri yapılarda çokça yaşanan ama kamuoyuna yasımayan bir durumdur. Bir kerelik olsa bile, çocuklarda bedensel ve psikolojik olarak ağır hasarlara yol açan ağır bir suçtur. Yaşamboyu unutamayacakları olumsuz bir durumdur.

AKP Hükümeti'nin emriyle Karaman Cumhuriyet Başsavcılığı, dava dosyası hakkında gizilik kararı verip yaşananları eleştirmeyi yasakladı. Recep Tayyip Erdoğan olmak üziere hiç bir AKP kurmayı, Ensar Vakfı'nda yaşanan tecavüzleri kınamadı.

2008'de Çorum Ensar Vakfı'nda 15 yaşında 2 kız tecavüze uğradı. Kızlardan biri 3.5 aylık hamileydi. Kızlara tecavüz eden, Çorum Ensar Vakfı Başkanı Z.İ. idi. Çorum'daki yerel gazetelere, din ve ahlak konusunda yazılar yazan biriydi.

Adıyaman'ın Gerger İlçesi İmam Hatip Lisesi'nde Erkek Çocuklara Tecavüz

2016'nın sonlarına doğru, Adıyaman'ın Gerger İlçesi İmam Hatip Lisesi'nde 30 erkek öğrencinin, okul hademesi tarafından cinsel tacize uğradığı ortaya çıkıtı. Okul yönetimi, kaymakam ve vali, olayı haber yapanlara baskı yaparak gizlemeye çalıştı. CHP İstanbul Milletvekili Barış Yarkadaş, olayları araştırp Kasım 2016'da kamuoyuna açıkladı. Gerger ve çevresinde tacize uğrayan erkek öğrencilerin sayısının 30 değil 76 olduğunu belirtti.

İzmir Dikili'de Yurtta Kalan 9 Erkek Çocuğa Tecavüz Edildi

Aralık 2017'de İzmir Dikili'de bir öğrenci yurdunda 9 erkek çocuğa tecavüz edildıği haberleri gündeme düştü. Taciz ve tecavüz, İzmir'in Dikili İlçesi'deki Özel Miyase Yılmaz İlköğretim Okulu'nda yaşandı. Tecavüzcü, okulda temizlikçilik yapan Ömer Faruk Ergen idi. Kendisi AKP'li ve geçmişte Cami'de görevli bir İmam Hatipli.

Tecavüze urayan erkek çocuklar ise 12 yaşlarındaydı. Çocuklardan biri dayanamayarak durumu annesine anlatmasıyla olay ortaya çıktı.Çocuğun ailesinin şikayeti üzerine, tecavüzcü 21 Aralık 2017'de tutuklandı. Cep telefonunda 9 çocukla WhatsApp grubu kurduğu ve çocuklara cinsel içerikli paylaşımlar yaptığı ortaya çıktı. İsimlerini vermeyen bazı öğrenciler, bunun taciz ve tecavüzlerine karşı çıkanları dövdüğünü, korkup ses çıkarmayanlara para verdiğini söylediler.

Kendisini savunan vicdansız sapık, yaptıklarını inkar etti. Sadece doktor tarafından tecavüz izleri raporlanan 2 çocuğa tecavüz ettiğini kabul etti. Gayet rahat bir şekilde, birine zorla tecavüz ettiğini diğeriyle kendi rızasıyla birlikte olduğunu söyledi. Tehdit ve parayla bunu yaptığını gizlemeye çalıştı. Bunların çocuk oldğunu düşünmedi.

Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ve Diğer Din Tüccarlarının Vicdansız ve Sapık Fetvaları

Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağlı Din İşleri Yüksek Kurulu Dini Bilgilendirme Platformu, Ocak 2016'da yayınladığı bir fetvada, babanın öz kızına şehvet duyması haram değil dedi. Kamuyunun yoğun tepkisi üzerine, bu fetva internet sayfasından kaldırıldı.

Ocak 2018'de Diyanet İşleri Başkanlığı sitesinde, kız çocuklarının 9 yaşında ve erkek çocuklarının da 12 yaşında evlenebilecekleri fetvası yayınlandı. Kamuoyunda önemli bir kesim buna sert tepki gösterdi. Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş ise bu fetvaya tepki gösterenleri darbeci ve eski yoldaşlarından Fetullah Gülen'ci ilan etti.

IŞİD bölge ülkelerinde, hem de İslam adına halklara terör ve tecavüz uygularken Diyanet İşleri Başkanlığı ve AKP Hükümeti yetkilileri tepki göstermediler. Ensar Vakfı'nda, İmam Hatip Liselerinde ve tarikatlarda çocuklara yönelik tecavüzler yaşanırken de karşı çıkmadılar. Tam tersine tecavüz ve vahşetlere karşı çıkanlara saldırdılar.

Sosyal Doku Vakfı Başkanı İlahiyatçı Nurettin Yıldız: “Kadınlar dayak yedikleri için şükretmelidir“ dedi. Dayak atan erkeklerin deşarj olduğunu, deşarj olmazlarsa başka şeylere yöneleceklerini söyledi. Kadınların ve erkeklerin aynı asansöre binmelerini tahriğe yol açtığını, günah-haram olduğunu belirtti. 6 yaşındaki kız evlenebilir ve çalışan kadın fuhuşa hazırlık yapan sürece destek olmuş oluyor dedi.

Kadınlar Şortla ve Hamile Gezmeye Korkar Hale Getirildiler

12 Eylül 2016'da, hemşire Ayşegül Terzi, İstanbul Çekmeköy'de bindiği halk otobüsünde Abdullah Çakıroğlu'nun saldırısına uğradı. Şort giydi diye kadını dövüp küfür etti. Kadını ahlaksızlıkla ve insanları tahrik etmekle suçladı. Aralık 2016'da, Manisa'nı Turgutli İlçesi'nde, bir parkta spor amaçlı yürüyen 4 aylık hamile Ebru Tireli, şiddetli bir saldırıya uğradı. Hamile halde spor yapıyor diye Ebru Tireli'ye saldıran Mehmet T., daha önce de aynı parkta spor yapan kadınlara saldırıp bir daha parkta spor yapmamaları yönünde tehdit ettiği ortaya çıktı. 14 Haziran 2017'de Asena Melisa Sağlam, İstanbu Pendik'te bindiği minibüste Ercan Kızıltaş'ın saldırısına uğradı. Mini etek giydiği için dövdüğü kadına ağır küfürler yapıp insanları tahrik etmekle suçladı. Temmuz 2017'de İstanbul Eminönü'nde, Canan Kaymakçı isimli kadın, kimliği tespit edilemeyen bir adamın saldırısına uğradı. Kadına fiziksel müdahalede bulunup ağır küfürler yapan adam: “Üstüne başna dikkat et oruspu. Milleti azdırıyorsunuz“ dedi.

Bunlar münferit olaylar değildir. IŞİD'li teröristler, ülkemizde develet destekli dernekler açıp insanların kıyafetlerine ve yaşamlarına müdahale ederken devlet sessiz kaldı. Yapılan şikayetleri duymazlıktan geldi.Tarikatlar ve din tüccarı gerici yobazlar çocuk evlilikleriyle ve kılık kıyafetle ilgili açıklamalar yaparken, devlet yine sessiz kaldı. Sessiz kalmakla yetinmeyip bizzat bunları destekleyici açıklamalar yaptı. Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yukardaki fetvaları bunlardan bazılarıdır. Dönemin AKP'li Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Arınç'ın ve bazı din tüccarlarının kadınların hamile halde dışarda gezmemeli ve herkesin yanında gülmemeli demesi bu anlayışı büyüttü. Görüldüğü gibi münferit değil, devlet destekli bir uygulamadır bu saldırganlık.

Son Günlerde Çocuklara ve Hayvanlara Yönelik Tecavüzler ve Katliamlar

22 Temmuz 2018'de Ankara Polatlı'da, 8 yaşındaki Eylül Yağlıkara evlerin önünde oynarken kayboldu. Günler sonra, Uğur Koçyiğit isimli komşuları tarafından kaçırıldığı ortaya çıktı. Vicdansız sapık, zavalı kıza tecavüz edip katletti. Bir elektrik direğinin altına gömülen Eylül'ün cesedi, günler sonra bulundu. Tecavüzcü katil evliydi. Buna rağmen hayvanlara dahi tecavüz edip katletmiş. Bu gerçekliği bilinmesine rağmen cazalandırılmadı ve tedbir alınmadı.

23 temmuz 2018'de 4 yaşındaki Leyla Aydemir kayboldu. O da kaçırılmıştı. Onu kaçıran, aramalar nedeniyle bölgeden uzaklaşamadı. Bu nedenle çocuğu öldürüp derenin yanındaki gölete attı.

Son yıllarda sadece kadınlara ve çocuklara yönelik tecavüzler ve katletmeler yüzlerce kat arttı. Hiç görülmemiş ve duyulmamış vahşetlerden biri de son yıllarda 7 yaş ve altındaki çocuklara ve yeni doğmuş bebeğe yapılan tecavüzlerdir. Bunalardan bazıları tecavüz sonucu öldü ve bazıları ağır yaralı olarak tedavi altına alındı. Bunlar sadece hastahanelere ve mahkemelere yasıdıkları için kamuoyuna yansıyanlardır. Sistemin ve AKP Hükümetinin kirlettiği, bencil, ahlaksız, vicdansız, kompleksli, sadist ve mazoşit kişiliklerdir bunlar. Bebeklere ve çocuklara acımadıkları gibi hayvanlara da acımıyorlar. Son günlerde derin sulara atılan, bacakları kesilen, gözleri oyulan ve yakılan köpek ve kedi görüntüleriyle de içimiz burkulmaktadır.

Eğitim Sen 2016-2017 Eğitim Öğretim Yıl Sonu Eğitimde Cinsiyetçilik Raporu'na gere, AKP'nin iktidar olduğu 2002'den 2017 ortasına kadar, 18 yaşın altında 440 bin çocuk doğum yaptı. 15 yaşın altında 15 bin 937 çocuk ise uğradığı tecavüz sonucu doğum yaptı.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2017 v9eri raporuna göre 2017'de 409 kadın öldürüldü. 332 kadına cinsel şiddet uygulandı. 387 çocuk istismara uğradı.

Bu veriler, hadece hastahane kayıtlarına ve resmi kurumlara yansıyanlardır. Dini nikah ve ve evde doğumlar nedeniyle, taciz ve tecavüze uğrayan tüm çocuklarla ilgili yargıya gitmemeler nedeniyle gerçek rakamın kat kat yüksek olduğunu unutmayalım. Kadılarla ilgili veriler de hastahanelere ve resmi kurumlara yansıyanlardır.

 

Yaşanan Bu Tecavüzlerin ve Katliamların Sorumlusu Sistem ve AKP Hükümeti'dir

AKP Hükümeti, para kazanmak ve çocukların beyinlerini kendilerine göre şekillendirmek amacıyıla, taşımalı ve yatılı ilköretim sitemini uyguluyor. Bu uygulama ve yanlış yaşam felsefesi ile çocuklar daha yoğun tacizlere ve tecavüzlere uğramaktadırlar. Ensar Vakfı'nda, İmam Hatip liselerinde ve YİBO'larda ortaya çıkan tecavüzler, tüm bunların sonuçlarından bazılarıdır.

Bu eğitim sistemi ve yaşam anlayışı sürdükçe ne idam ne de hadım çözüm olacaktır. Eğer idam çözüm olsaydı, şeriatla yönetilen Müslüman ülkelerde bu kadar çok tecavüz ve hırsızlık yaşanmazdı. Hadım tecavüzleri engellemede geçici etki yapar. Ancak hadım edilen tecavüzcüler, tecavüz edemediğinde daha da saldırgan olurlar. Tıpkı melez olan ve çiftleşemeyen katırlar gibi hırçın ve saldırgan olurlar. Çünkü hem sistemin her yönüyle etkileyip şekillendirdiği hem de AKP'nin teşvik etiği yaşam anlayışı, toplumda önemli oranda sadist ve mazoşist kişilikler yaratmıştır. Bu nedenle hadım edilen sadistler ve mazoşistler, toplum içinde gizli birer ölüm makinalarına dönüşebilir. Bunlara uzun süreli ve ağır hapis cezası verilmekle birlikte, bunları yaratan sistemi ve anlayşışı hadım ya da idam etmek gerekir.

Erkekler de kadınlar da karşı cinslerini birer cinsel araç olarak değil, birer insan olarak görmelidir. Arkadaş ve dost olmasını bilmelidir. Birbiriyle arkadaş ve dost olarak tokalaşmayı ve kucaklaşmayı kötülük olarak görmemelidir. Aslolan kişilerin niyetidir. Diğer bir tanımlamayla kişilerin düşünceleri ve eylemleridir.

Kadınlar erkeklerin malı, namusu ve cinsel aracı degil. Erkek kadının sahibi ve tanrısı değil. Kadının da erkeğin de namusu, iki bacak arasında değildir. Namus, kişinin düşünceleri ve eylemleridir.

Kadın kapalı giyinmedi diye tahrik olduğu söyleyip saldıranlar cezalandırılmalı ve devlet denetiminde rahabilitasyona tabi tutulmalıdırlar. Yoksa başkalarına tecavüz edip öldürebilirler. Sorun bunların beynindedir. Tüm kadınlara çarşaf ve tüm erkeklere cübbe giydirsek bile bu zihniyet değişmedikçe kadınlara, erkeklere, çocuklara ve hayvanlara yönelik tecavüzler ve katliamlar artarak sürer. Bunlar birilerine yönelik fiili tecavüzü gerçekleştiremediklerinde o iğrenç bakışlarıyla taciz ve tecavüz ediyorlar. Kütüğe çarşaf örtseniz ona da tecavüz ederler. AKP'nin Müslümanlığı, halifeler dönemiyle başlayan egemenlerin Müslümanlığıdır. Dürüst ve onurlu Müslümanların anlayışı bu ahlaksızlıkları ve vahşetleri kabul etmez.

Her inançtan ve milliyetten Türkiye halkları, bu ahlaksızlıklara ve vahşetlere dur diyelim. Nasıl bir ahlak ve vicdandır bu çocuklara, bebeklere ve hayvanlara dahi acımıyorlar?

 

Ural Eroğlu