ShowcaseImage

1990-1991 döneminde Türkiye’nin başbakanı olan Sülüman Demirel kürt realitesinden söz etti. 1993-1994 döneminde Türkiye’nin başbakanı olan Tansu Çiler bask çözümüne gönderme yaptı. Çiler den sonra başbakan olan Mesut Yılmaz Avrupa Birliğinin yolu Diyarbakır’da geçer dedi. 

2000’li yıllarda AKP’nin iktidara gelişiyle beraber Türk başbakanı olan R.T.Erdoğan kürt sorunu benim sorunumdur dedi.

Bütün bu beyanları görülmemiş kanlı bir dönem köy boşaltmaları, faili beli cinayetler, katliamlar, şehirler, kasabalar yerle bir oldu kanlı bir süreç izledi.

Türk başbakanları bu çıkışlarda sonra hiç birinin arkası gelmedi.

Kürt halkı Türk devlet yetkililerin nice sahte açılımlarına şahit oldu.

Diyarbakır’da Kürt realitesinde söz eden Sülüman Demirel, Avrupa’ya gidip (ETA formülünü çözüm olarak getirebiliriz) açıklamasını yapan ve sonra Ankara’ya  dönen (kurşun atan’da kurşun yiyende bir diyerek Kürtleri imha ederek köyleri yakarak yaşadığı bin yıllık coğrafyada sürgün ederek sokak ortasında hizbi-kontra çete unsurları polis gözetiminde insanları katlettiler.

Hakkari’de bu ülkede Kürt realitesi var diyerek, sonra Ankara’ya gidip ya sev ya terk et diyen Türk başbakanlar oldu.

Kürt sorunu benim sorunum diyen R.T.Erdoğan Kürtler silah bırakıp gelip siyaset yapsınlar parlementoda Ahmet Arif den,  Ahmet Kaya’dan, Ahmedê  Xanê den bol bol şiirler okuyan arkasında tasviye yönelik kirli ilişkiler politikalar uygulamaya koyan kadın da olsa çocukda olsa gereği yapılacaktır diyen zındık Türk başbakanları gördük.

Etnik kimlik bir şereftir deyip sonra dağda tek bir kişi kalıncaya kadar savaşa devam tezkeresini mecliste evet oyu veren devşirme parti başkanlarını gördük.

Denizleri, Mahirlerin idam fermanın ipini çeken parti günümüzde Kürt, Türk, Ermeni halkının temsilcileri olan milletvekilerinin cellatlığına soyunan aynı partidir.

Şunu diyor devşirme parti başkanı AKP’nin çıkardığı kanun maddesi anayasaya aykırı olsa bile biz mesliste destekleriz.

Bu ne demektir? ’biz cellat olmaya varız’ diyor devşirme Kemal.

Tüm bu yaşananlar bu ülkenin iki yüzlü siyasetinin belgesi değilmidir?

Romanya göçmeni Sülüman Demirel Kürt realitesini tanıyoruz dedi.

Gürcü Mesut yılmaz Avrupa Birliğin yolu Diyarbakır’da geçer dedi.

Melez Tansu Çiler bask modelinden bahsetti.

Gürcü Recep T.Erdoğan’da Kürt sorunu benim sorunum dedi.

Arkasında Kürt işbirlikçileri olan Mehmet Metiner, Orhan Miroğlu, Mehmet  Galıp Ensarioğlu, Cevdet Yılmaz zamana yayılmış son Kürt soykırımı tezgâhladılar.

Kürdistan’da şehirler tamamıyla imhaya yönelik bir soykırım yaşlı,çocuk sivil savunmasız insanlar en modern tank toplarıyla yerle bir ediliyor insanlar enkaz altında kalıyor.

Geride kalanların hayatı sündürülüyor bir cehennem yaşatılıyor.

Türkiye Cumhuriyeti kuruluşundan günümüze kadar elini Kürtlerin ve Alevilerin kanında hiç çekmedi. O kanlı aynana bak  terörist kim göreceksin.

Türk devletinin zihniyeti yerinde duruyor, yer değişen insanlardır.

Hendekleri falan bahane etmeyin bırakın bu iki yüzlülüğü.

Kürtlerin ve Alevilerin üzgürlüğü için ne düşünüyorsunuz onu açıkça söyleyin.

 

Yaşar  Dayanç