ShowcaseImage

Takvim yaprakları 1 Ağustos 2004’dü gösterirken, bir kez daha Desimin Zel yaylasında şehit olan Seyit Rıza,Koçer Bokani ve Tekoşin arkadaşların şehadetiyle uyandık.

Ağustos’da ölmenin zor olduğu helede Ağustos’un sıcağı ise zaman İbrahiman matemi Murat suyun çığlıklarını diniyor.

Zel yaylasına küşmüş.

Güneş bir top ateşi gibi uzakta Şerafetin dağların zirvelerinde İbrahiman ovası bir yangın sıcaklığı gibi kaynıyor,anne yüreğinin acısı gibi.

Yokluğunuzda yaralı bir serçe gibi çırpınan duran anne kalbinin feryadı.

Murat suyunun çığlıkları geceyi çaresizliğinin sesizliğine ve mutfak pernceresinde gece karanlığın içinde sizi İbrahiman ovasına ,gök yüzünün maviliğine,dağların zirvelerine bakarak gözlerim kapanıyor.

Halen kulaklarımda,son söylediğiniz türkülerin melodisi sürekli çınlıyor.

Pencerede gecenin karanlığında sesinizin peşine takılıyorum önce,çocuklığunuzun,oradan geçliğinizi evrildiğim döneme gidiyorum hep orada kalmak istiyorum canlarım yaşamı yeni baştan yaşıyorum siziyle.

Yokluğunuza alışamadım,hangi yana baksam sizi gürüyorum,neye dokunsam sizi hatırlıyorum,ne yapmak istesem hep hep eksik kalıyor.

Yermi beş yıldır hala sıcak yüreğimde kalbimde duruyorsunuz yokluğunuza alışamadım.

Geceler sabahlara,sabahlar gecelere karışıyor.

Bu sözler iki oğlunu özgürlük mücadelesinde yetiren bir annenin kendi çocuklarına söylediği sözlerdir.

Kürdistan’da evlat acısını çeken ancak mısralara dökmeyen yüzbinlerce anne baba vardır.

Bu derin acılar binlerce anayı dilsizleştirmiştir.

Bu anneler ve babalar hele rüyasında evlatlarını gördüğü zaman üzüntüsü daha da çok artar o gün yarası daha da çok kanar .

Serdar Morsümbül şahsında bütün devrim şehitlerin anısını önünde saygıyla eğilirim.

Yaşar Dayanç